Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
REKLAM

Yakın tarihten ders

13034 defa okundu , , kategorisinde, 10 Mar 2020 - 10:56 tarihinde yayınlandı
Yakın tarihten ders

Yakın tarihten ders

Anayasamızın başlangıç metninin ilk paragrafında önemle belirttiği “Türk Vatanını ve milletinin ebedi varlığını Yüce Türk Milletinin bölünmez bütünlüğünü” son paragrafında Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi etmiştir. Yani her Türk evladına koruma görevini vermiştir.

Devletimiz son 10 yılda belki de ilk 90 yılında yaşadığı baskı ve stresin daha fazlasını yaşadı. FETÖ ve PKK terör örgütlerinin Türk siyasetini, Türk bürokrasisini tesirleri altına aldığı, hatta ele geçirmek üzere olduğu 17-25 Aralık döneminin öncesinde, sözde akil insanlar heyeti, Abant görüşmelerini yapan ecnebi uşağı Türklük düşmanı ekipler, yeni Anayasa Çalıştayları, demokratikleşme söylemleri ile Anayasamızın başlangıç maddesindeki Türklük kavramlarını ve değiştirilemeyecek ilk dört maddenin dili Türkçedir kısmını hedef almışlardı. Çok uluslu toplum, demokratikleşme, küreselleşme gibi liberalizmin tatlı söylemlerine ilave küresel sermaye akışı ile yumuşatılan Türk Milletinin elinden devleti alınmak üzereydi.  Artık Türkiye toplumu, Türkiye halkı, Türkiye ekonomisi, Türkiye eğitim sistemi, gibi  “çok uluslu devlet” anlamı yüklenecek kavramlar yerleştirilmeye çalışılıyordu.  Türk Devleti Türk Milleti Türk Halkı Türk ekonomisi demek kötü bir görüş, ırkçılık kavmiyetçilik olarak yerleştirilmeye çalışılıyordu. Kahraman Türk Silahlı kuvvetleri yıpratılıyordu.

İşte tam bu ortamda sarsılmaz bir Kal’a gibi Milliyetçi Hareket Partisi ve Lideri Sayın Devlet Bahçeli yılmaz bir mücadeleye girişti. O günleri unutamayız. Devlet Bahçeli gerekirse Ani Harabelerine gidip Anadolu’yu Sultan Alparslan gibi yeniden fethe girişeceğini belirtmişti. Milliyetçi Hareket Partisi düşmanı kim varsa davullu zurnalı manşetlerle dalga geçmişlerdi. Türkmen Beyi gerçekten birçok il başkanıyla Ermenistan sınırındaki Ani Harabelerine gitti. Anadolu’nun fethi için ilk şehit olanlardan Türbesini Sultan Alparslan’ın yaptırdığı büyük Türk Tasavvufcusu Hasan Harakani hazretlerinin kabrinin de bulunduğu Fethiye Camisinde 946 yıl sonra Cuma namazını kıldı, Türk Devleti ve Türk Milleti için dua etti.

Sonrasını çok hızlı bir şekilde sıralarsak, tekel eylemleri başladı. Gezi olayları biterken 17 -25 Aralık ta FETÖ, yargı yoluyla hükümeti devirmeye kalkıştı. Başaramayınca 15 Temmuz hain darbe girişimi yaşandı.  Türkmen Beyinin desteğiyle devletimiz toparlandı.  Hükümet sistemi değişti. Cumhur İttifakı kuruldu ve geldik bu günlere. Cumhur İttifakı 2 seçim atlattı. Bazı büyük belediyeleri kaybetse de oy oranını korudu. Ekonomi ve döviz üzerinden saldırı yaşandı. Artık Cumhur İttifakı her yönden sıkıştırılmaya çalışılıyor. Hem içten hem dıştan. Kent, köy, mahalle, AVM her yerde bire bir markaja alınan bireylere hükümet karşıtı propaganda yapılıyor. Tek hedefleri var. Cumhur İttifakını dağıtmak. Yeniden Türk Milletinin elinden Devletini alacak anayasal değişiklikleri gerçekleştirmek. Cezaevindeki sorosçu PKK’lı FETÖ’cü işbirlikçileri serbest bırakmak.

Devlet Bahçeli’nin Ani Harabelerinde yeniden fetih başlatırım sözüyle dalga geçen, son seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi aleyhine çalışan bazı kişiler, özellikle tüm yerel seçim bölgelerinde Milliyetçi Hareket Partisine ya da Ak Parti’ye yakın gözükmeye çalıştıkları aşikardır.  Televizyonlarda yeniden Türkiye halkı gibi söylemlerin arttığı bu günlerde, Cumhur İttifakının özellikle yerelde seçilmiş kadrolarının sinsice yaklaşan bu kişilere karşı uyanık olmaları gerekmektedir. Parti merkezleri uyum içindeyken, yerelde kışkırtma ve fitne tohumları ekilmesine müsaade edilmemesi gerekmektedir. Yerelde çıkartacakları fitneyle, merkezde ittifakı bozmayı amaçlamaktadırlar. Buna ne MHP Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ne de Cumhurbaşkanımızın müsaade etmeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Cumhur İttifakının en büyük mücadelesi de Suriye meselesi üzerinde yaşanıyor. Suriye meselesi görünüşte salt Esad meselesi değil, Gazali, Melikşah, ve Nizamül Mülk’e dayanan bir mücadelenin devamıdır. Kısaca adı konmamış bir mezhep savaşıdır. Türkün İslam esasları yani Maturidi esaslar boğulmak istenmektedir. İran Esad birlikteliği bu çizginin tezahürüdür. Cumhurbaşkanımız Melikşah ise Devlet Bahçeli Nizamül Mülk olarak anılacaktır.

Türk İslam tarihi Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’yi altın harflerle yazmıştır.  Kars Fethiye Camisinde yatan şühedanın manevi desteği üzerindedir.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz